A long time ago..
Yazdığım yarım kalan taslak yayınların hayata geçebilmesi için yeni bir sakatlığın başa gelmesi gerekiyormuş.
Sakatlık konusunda arkalı önlü gidiyorum.. Sırtımdaki latissimus dorsiye karşılık çapraz ön taraftan pectoralis major başlangıç kısmını zedelemişim. Tabi bunu doktordan öğrenmedim.

pectoralis major ve costal cartilage

latissimus dorsi babe
Türkiye de olan aile hekimliği sistemine gittim önce, (çok tatlı ve çok iyi bir doktorumuz var orada) ya costa kemiğimde kırık/çatlak ya da kas zedelenmesi olduğunu söyleyip beni hastanenin aciline yönlendirdi. Danışmadaki suratsız kadına sporcu olduğumu, buraya gelmeden önce aile hekiminin söylediği ön tanıyı ve hissettiğim acıyı tarif ettikten sonra elime bir sıra numarası ve üzerinde SOL GÖĞÜSTE AĞRI yazan -ki ağrı demedim acı dedim kadına- bir kağıt verdi.
Ben yeşil line sırasının ilerisindeki koltuklara oturup numaratörde numaramın yanmasını beklerken, yeşil alanın girişinde yaklaşık 10 kişi birbirlerini itip kakıp sıra bekliyorlardı. numaratörde yanan numara 27, elimdeki kağıtta yazan 30. aradan yarım saat geçti ve 28 oldu. Yeşil alan girişi hala kalabalık, sinirler bir yandan geriliyor. Bu sırada kırmızı alandan çığlık sesleri yükselmeye başladı. Bir anne nedenini bilmediğim bir sebepten oğlunu kaybetti orada.
Ağıtlar.. çığlıklar.. yeşil alanda sıra gelmiyor tartışmaları.. içeri koşan babanın çığlıkları.. bayılanlar.. yeşil alanda tekerlekli sandalyede oturan amcaya çarpan çirkef kadının güvenliğe benim durumum daha acil demesi.. sarı alana koşan çocuk.. ölen çocuğun abisinin çığlıkları.. hastanenin boyuna zemin karo sayısı 43. ambulans sesleri.. kalçasını kırmış teyze ve torunları.. sol bacağımda başlayan uyuşma.. birbirine küfreden yeşil alan önünde gereksiz kalabalık.. annenin çığlıkları.. sol kolumda başlayan hissizlik ve mide bulantısı.. tekerlekli sandalyedeki amacanın kan testi sonucu bekleyişi ve hayat hikayesi.. hastanenin enindeki zemin karo sayısı 18. cenaze aracının gelişi, akrabalar, ağıtlar.. etrafımda yıldızlar, görüş kaybı..derken benim sıram geldi.
Aradan geçen süre 2 saat. Doktor neyiniz var dedi elindeki anlamsız göğüs ağrısı yazan kağıda ehemmiyet göstermeden "galiba şuan da kalp krizi geçiriyorum!" gülümsedi. "Ters bir hareket mi yaptınız?" bu soruya bir direk dansçısı ne cevap verebilir ki.. Röntgen sonuçlarımı alıp doktorun yanına bir daha gittim. Kırık/ya da çatlak yok. Ama kas zedelenmesi var. Hangi kas? Ne süriyim? Ne yapmıyım? Ne kadar dinleneyim? O hastanenin iğrenç ve hüzünlü kaosu içinde ne doktor size bunları söylüyor ne de sizin aklınıza geliyor.. güvenlik tarafından dışarı iteklenirken elimdeki okuyamadığım reçeteyle son bir kez arkamı dönüp
"Ne kadar spor yapmamalıyım?" diyebildim. Cevap traji komik.. "Bir kaç gün ya da hafta.. iyileşene kadar!" THANKS!
Kendimi önce eczaneye sonra anne ocağına attım. Eczanede bilincim yerine geldiği için eczacıyla krem mi sürmek gerekir oral hap mı? Herhangi bir korsajın yardımı olur mu? Ekstra ne vitaminler almalıyım üzerine biraz sohbet ettikten sonra annemin türk kahvesiyle iyice ayıldım.
Öğrenilen bilgi; Hastaneye gitmeden önce sorman gerekenleri bir kağıda yaz ve doktorun söylediklerini de not al!!!
Annemden çıktıktan sonra markete girip bir sürü meyve ve sebze aldım. Hastayım ya sağlıklı beslenmem lazım. Halbuki hep özen göstermeliyiz ama akıl başa geç geliyor. Eve varınca internetten googlestorming sonucu öğreniyorum başıma gelenleri; hissettiğim nokta 6th costal cartilage üzerinden yukarı doğru pectoralis majorun başındaki kas bölgesi. Enine bir acı hissi. Yarın aile hekimime bir daha gidip bütünlediğim bilgi harmanı hakkında görüş alacağım.
Sabahki greyfurt glukozamin vitamin şöleninden sonra hala kafein almadığımı fark ettim şuan.
Bu yazı parmaklarımı alıştırmak için bir öğlen çerezi olsun.. 1-2 saate pole life olarak geri geliyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder