8 Ocak 2016 Cuma

Anne, Biz Antrenmana Gidiyoruz!

        


             Öğrencilerimize her dersin sonunda ‘pratik yapmalısınız, antrenmanlara gelin!’ diyoruz.
     10 da 1 i gelmeye karar veriyor ve o da kafasını kurcalayan pek çok yabancı durumla karşılaşıyor. 


            -Ben nasıl antrenman yapacağım?
     -Hangi hareketleri öğrenmiştik?
     -Nasıl ısınmam gerekir?
     -Bir sürü pole yapan var ve ben o kadar iyi değilim.. çekiniyorum.
     -Hiç bir hareket bilmiyoruz ki..
     -Youtube’dan bir hareket buldum, hocam bana bunu gösterir misiniz?

                    

        Herkes sakin olsun!
        Öncelikle benim için en önemli iki durum; ısınma ve ‘ben o kadar iyi değilim’ bölümleri!


      BUGÜNÜN KONUSU ISINMA

       


      Bir yarışma veya antrenman öncesinde, o yarışma veya antrenmanın gerektirdiği optimum performansı gerçekleştirebilmek için yapılan fiziksel ve zihinsel etkinlikler dizisinin tümüne Isınma diyoruz.
*** Şair burada hangi hareketi çalışacaksanız, o hareketi oluşturan kas-eklemlerin öncelikli olarak ısınması gerektiğini anlatıyor.
       Kardiyovasküler (dolaşım) sistemini hızlandırarak, kan dolaşımını ve dolayısıyla kaslara pompalanan kanı arttırır. Isınan bu kaslar daha fazla gerilebilmekte ve daha çabuk kısalabilmektedir. Isınma sebebiyle kas ve sinir reaksiyonlarında süre kısalır. Kasın elastikiyetinin artması daha büyük eklem amplitüdlerine (hareket açısı) olanak sağlar.
       Isınma ile kas, ligament ve tendon yaralanmaları gibi sportif sakatlanma risklerinin minimalize edilmesi asıl amaçlarımızdan birini oluşturur.




Sizlere ısrarla ders sırasında dikkatli ve bilinçli ısınmanızı söylesem de –evet, biliyorum heyecandan- ne hareket yaptığımıza bakmıyor ya da unutuyorsunuz. 








       Derslere bir defterle gelmek!
       Isınma sonunda defterinize küçük notlar alabilirsiniz, ders sırasında hareket isimlerini ve önemli noktalarını da yazabilirsiniz. Böylece elinizde antrenman sırasında hangi hareket için nasıl ısınılacağı olmuş olur.

       Bunun haricinde Youtube’da bir sürü ısınma videosu var. Elbette doğru olanı ya da bizim işimize yarayanı seçmek kolay değil. Ama oturup kısa kısa aralarda araştırırsanız hem aynı ısınmalara mahkum kalmaz hem de bilgi dağarcığınızda bir sürü ısınma oluşturmuş olursunuz.


       Ben sizlere iki tane sevdiğim ısınma videosunu koyacağım.
       ***Bu vedioları yapmadan önce;
         -herhangi bir sağlık problemi olanların (doğuştan ya da sonradan oluşmuş sakatlıklar ((skolyoz, fıtık, vb.)), kaslarda ekstreme hareket kapasitesi olanlar, kalp, damar ve solunum rahatsızlıkları olanlar, postür bozuklukları ve eklem ekstremiteleri) doktorlarına danışmaları gerekiyor. Aksi takdirde ısınma amacından çıkar ve daha ciddi sakatlanma ve yaralanmalara sebep olabilir.
  






         -Daha önce hiç spor yapmamışlar için ise; hareketlerin teknik donanımlarını araştırıp sonra başlamak gerekiyor. Örneğin ‘squat’ –en de zorunu söylüyorum- yapmayı bilmiyorsanız, diz bağlarınıza ve belinize zarar vermeniz çok yüksek ihtimaldir. Sizlere bir spor hocasıyla çalışmanızı öneririm. Zira buradan yazarak değil, sizin vücut postürünüze ve kas-eklem kapasitenize göre hareketlerin doğru yapılışını göstermek gerekir.




Örnek olarak;
-Squat hareketinde ayak ve dizlerin doğru pozisyonu



Örnek olarak;
-squat hareketinde vücut duruşu, dizlerinizin ayaklarınızı geçmemesinden önce sırt ve tibia çizginizin parallelliğine dikkat etmek gerekiyor.






Buyurun videolar;








Rus Stili Exotic pole dansçı Olga Koda'dan da bir *warm up ekleyelim 




  *** : Dikkat!
  *warm up: ısınma


      Herkese iyi antrenmanlar..

      Stay On Pole!



             Rita The Moon Website
                           vimeo kanalım
                           youtube kanalım
                           Poledance with Rita The Moon Blog                 




3 Ocak 2016 Pazar

Lazy Like Sunday Evening

Lazy Like Sunday Evening
Pazar tembeli








youtube link: https://www.youtube.com/watch?v=u53bZRP1AXk



Bu yazıyı bu şarkı eşliğinde okumak tembelliğinize tembellik katacak. (p.s: evet şarkı easy like Sunday morning, ben daha ziyade lazy im bugün)

Gönülden geçen her güne bir blog yazmak, gerçekler 3 ayda bir. Hal bu olunca hayatın ortasından gireyim dedim. Bu tembel teneke, bembeyaz günde, elinizde mis gibi bir filtre kahve, önünüzde zencefilli kurabiye, bir de dizinizde battaniyeyle dinlenme rutinine geçmiş olduğunuzu hayal ediyorum. (valla hepinizde ikea kurabiyesi var galiba, kalpli olan =) )

İşte ben de kısmen o haldeyim. (Bütün kurabiyeleri Ömer yedi!)
Yeni yıla pek bir enerjik, pek bir sevgi dolu girdik. Ne Merkür retrosunun başlaması, ne dolunayın yengeç etkisi bizi durduramadı. Bazen bunaları bilip ‘he he yaw, he he’ demek bizi hem farkında hem durdurulamaz yapabilir.  Astrolojiye kesinlikle inanan biriyim ama kendime bazen daha çok inanıyorum.

Biz yakın arkadaşlar ve çocuklarla yeni yıla girdik. Narlarımızı kırdık. Kucakladık birbirimizi. Korku dolu bakışlar da oldu arada ‘ulan, bu yıl ne gelecek başımıza’ diye.. İplemedik güldük geçtik.

—————————————————Happy New Year! ———————————————————————



Benim yeni yıl bombam ‘sigarayı bırakmak oldu!’ Hayatımda ilk defa bu kadar emin ve net olarak söyledim. İçmeyenlerin –haklı olarak- ‘ay ne olacak yahu, bırakırsın bişey olmaz!’ gibi kolay cümlelerinden bile destek alacak durumdayım. Günde 1 buçuk paket içiyordum, şimdi günde 2-3 e indirdim ve gördüm ki Boşu boşuna yakılıyormuş bir sürü sigara.

Bir de sporcu olacaksın!
16 yaşımdan beri sigara içiyorum.. Bardağın dolu tarafına bakıp, artık içmeyeceğim demek daha anlamlı geliyor. Geçmiş saplantılarımızın bize pek yararı olmadı ne yazık ki.. ‘Ah bu kadar senedir nasıl içtim’ diyerek dövünmeye harcayacağım vaktim yok.




Açıkcası akşama doğru çok zorlanıyorum, genelde 16:00 -17:00 arası bir sigara yakıyorum. Ama ne yakmak! Ritüele dönüşüyor olay. Kahve hazırlanıyor, rahat bir koltuğa geçiliyor, bütün işlerden uzak zihinle yakıyorum sigarayı! İki nefes, üç nefes.. genelde yarısını biraz geçince gereksiz görüyor söndürüyorum. Kendimi de öyle kasmıyorum. Çok mu canım istiyor, olabilir, yakıyorum o zaman.

Gün içerisinde bir boşluk oluyor genelde hayatımda .. Bu boşluk sebebiyle kendimi maalesef abur cubura verdim. Doğruymuş yani, sigarayı bırakınca 5-10 kilo alma olayı! O gırtlak tutulmaz! Ama kaliteli atıştırmalıklar yapılabilir.

*badem iyi geldi bana.
*Sık ve az yemek yemek de bayağı yararlı oluyor.
*Çay, çay, çay!
*Meyvenin de şekeri az olanlarından; elma, erik.. tabi her şey kararında olacakmış. Fazla elma midemi yakıyor. (ekşi elma seviyorum ben)
*Fıstık ezmesi hayat kurtaran cinsten! Bütün sporcuların göz bebeği!




 —————————————————————————————————————————————————

Tıkınmanın dışında kafayı meşgul tutmak! Birşeylerle uğraşırken gerçekten sigara içmek aklınıza dahi gelmiyor.


Hobi edinmek, araştırma yapmak.. benim için pole a dair herşey!
—————————————————————————————————————————————————


En Önemlisi: Size hep destek tam destek bir
             Sizinle beraber yanınızda savaşan mega DOSTLAR


Ben uyuz olurdum evinde sigara içirmeyenlere. Ama bu evrede Ömer’in her yaktığı sigara kaşımı gözümü oynatıyordu. O da salonda içmemeye, mutfaktaysam bu kar soğuğunda dışarıda içmeye başladı. Hatta benimle birlikte o da sigarayı baya azalttı.

Dostlar!
Sen yaparsın kızım! Her şey çok iyi olacak! Hayat kaliten artacak! Pole da ayı gibi artacak kapasiten! Zaten ben de bırakacağım, hadi hep beraber! Bu sefer dönmek yok!

Öyle tatlısınız ki! Bazen delirip sigara yaktığımda sizin sözlerinizi düşünüp hemen söndürüyorum. Bir de haklılarmış, SİGARA LEŞ GİBİ KOKUYORMUŞ!

2 senelik pole öğrencisi ve naçizane eğitmeni olarak, bu zamana kadar neden bırakmadığımı sorguladım bugün! Sonra önüme bakıp, daha iyi bir örnek olmak yolunda güçlü adımlar attığımı söyleyerek yüreklendirdim kendimi!

Her şeyin başı sağlık! Umarım benim gibi sigara tiryakileri bırakma kararı alırlar.
Belki aranızda sigarayı bırakmak isteyenler vardır. Bana yazın, beraber savaşalım! Birlikten güç doğar.


Tembellikle başlayıp konuyu buraya nasıl getirdim ama! Keh keh..
Uzun lafın kısası yeni yıl geldi, hoşgeldi.

Hepinize  sağlıklı, huzurlu, mutlu ve pole lu seneler!





Stay On Pole!










                    Rita The Moon Website
                    vimeo kanalım
                    youtube kanalım
                    Poledance with Rita the Moon Blog

Happy New year!




Herkese mutlu, huzurlu, sağlıklı ve pole danslı seneler!
Her seneniz bir öncekinden güzel olsun..





            Stay On Pole!

23 Aralık 2015 Çarşamba

Pole dansta yeni bir Maceraya..





         Herkese Merhaba
        İlk çocuğum olan bu bloğa yeniden bir ‘merhaba’ demek istedim. Pek çok müstakbel pole öğrencisinin canı ciğeri olan bu blog tam 2 yaşında.

        Evet! Tam iki senedir bu macera sürüyor. Hayatımda ilk defa, bıkmadan, usanmadan, bir an nefret hissetmeden yaptığım tek şey ‘pole

        İnsanlar bana ‘yahu milletin hobisi olur, senin hobi gibi işin var!’ diyorlar. Gerçekten yüzümde şuan bile gülücükler açıyor. İşimi çok seviyorum. İşimin içinde yer alan her öğeyi de sarıp sarmalıyorum.




                                              Duruj design la yaptığımız showdan
                                                  kostüm by Rita The Moon     
 
          Size son çılgın girişimimi yazmak için kolları sıvamıştım ama sonradan eskilere gidip anılarımla kucaklaşmak istedim. Zaten artık benim pek de normal bir insan olduğumu düşünmüyorsunuzdur. (aslında hiçbirimiz normal değiliz de, neyse onu da bilare uzun uzadıya gülerek anlatayım)



        Son 1 senedir oramıza buramıza kaçan x, y marka donlardan mı yakınayım, Amerika’dan sipariş edilen, neredeyse 70 dolar a gelen, kızıl ay dağıtmış gibi aynı şeylerle gezdiğimiz pole kıyafetlerine mi söveyim, meşhur spor markalarının mağazalarında ‘bu taytların daha kısası var mı?’ diye sorduğumuzda kılıkırk yararak tezgahtara ne yaptığımızı anlatmaya çalışmaya mı delireyim...  dandirikten sahne kıyafetlerine, gözümüzün içine baka baka ‘kazıklayacağım ben seni, şimdi öylece dur’ diyen, sözüm ona dans kıyafeti tasarımcılarına mı kafa atayım?
         Ne yapayım? E gidip iki kumaş alayım da, şunu bir de ben deniyeyim! Yahu Türkiye’de tekstil bitti mi? Elimiz iki dikiş tutamayacak mı?  Dedim. Ve iftaharla sunuyorum kendimi size. 








         Show Must Go On!

         Artık çok daha ucuza, çok daha kaliteli, çok daha size özel pole kıyafetleri var!

Hem de elcağızımla yapıyorum. Pole’dan daha çok ne sevebilirim ki derken kendimi türlü türlü kıyafet tasarımı yaparken buldum. (tabi ki pole u daha çok seviyorum)




Bir instagram acount u açtım. 


Oradan DM atabilir,
ya da themoonrita@gmail.com a mail atabilirsiniz.



                                    Canım Sır Mazta'yla yaptığımız showdan bir kare
                                          Kostüm by Rita The Moon Design



        Şimdilik kendi özel Showlarınızda kullanabileceğiniz butik sahne kıyafetleri dikiyorum. Ama yeniyıl a girdiğimizde derslerde giyebileceğimiz hatta spor salonlarında kullanabileceğimiz ürünlerle karşınızda olacağım.



Ne demişler; “geç olsun, güç olmasın!
Ben de pişmek için 2 sene uğraştığım bu sektörde yeni bir macerayı da yanımda sürükleyerek hayatımıza heyecan katma peşindeyim.



Biliyorum 2 blog arasında perişan oldunuz. Blogları match edebilmeyi öğrenebildiğimde herşey daha güzel olacak. O zamana kadar link atayacağım. Bir de kendime site yapmaya soyundum. Daha kurcalayacak çok şeyi var ama şimdilik o da burada sizlerle.

 web sitesine girebilir, oradan yenilikleri takip edebilirsiniz. 


Blog yazmayı çok özlemişim. Umarım bu heyecanım yine aylar sürmez.

İkinci çocuğumu da burdan görebilirsiniz 
http://ritathemoonpoledance.blogspot.com.tr



Stay On Pole
Rita The Moon





 

18 Ağustos 2015 Salı

yazmaya devam





                                                           

Uzun zamandır neden yazmadığımı soranlarınız var. Yazmaya tam gaz devam ediyorum.
Sizleri online dersler ve yeni pole maceralarım için
Pole Dance With Rita The Moon sayfasına davet ediyorum.


Kafanıza takılan bütün sorularınız için

themoonrita@gmail.com


Stay on pole!
Rita The Moon

30 Ocak 2015 Cuma

Yeniden Nefes Alıyorum!






A long time ago..

Yazdığım yarım kalan taslak yayınların hayata geçebilmesi için yeni bir sakatlığın başa gelmesi gerekiyormuş.

Son yayınımdan sonra girdiğim çıkmazlar, atılımlar, başarılar, sorunlardan sonra 1 aydır yeniden nefes alıyordum. Haftanın 3 günü özel olarak kondüsyon ve esneklik çalışmaları evde verdiğim özel dersler, stüdyodaki sınıflarım derken sol göğüs altındaki kasımı zedelemeyi başarabildim. Zavallı bedenim de bir oh diyebildi.

Sakatlık konusunda arkalı önlü gidiyorum.. Sırtımdaki latissimus dorsiye karşılık çapraz ön taraftan pectoralis major başlangıç kısmını zedelemişim. Tabi bunu doktordan öğrenmedim. 




pectoralis major ve costal cartilage


latissimus dorsi babe




Türkiye de olan aile hekimliği sistemine gittim önce, (çok tatlı ve çok iyi bir doktorumuz var orada) ya costa kemiğimde kırık/çatlak ya da kas zedelenmesi olduğunu söyleyip beni hastanenin aciline yönlendirdi. Danışmadaki suratsız kadına sporcu olduğumu, buraya gelmeden önce aile hekiminin söylediği ön tanıyı ve hissettiğim acıyı tarif ettikten sonra elime bir sıra numarası ve üzerinde SOL GÖĞÜSTE AĞRI yazan -ki ağrı demedim acı dedim kadına- bir kağıt verdi.



Ben yeşil line sırasının ilerisindeki koltuklara oturup numaratörde numaramın yanmasını beklerken, yeşil alanın girişinde yaklaşık 10 kişi birbirlerini itip kakıp sıra bekliyorlardı. numaratörde yanan numara 27, elimdeki kağıtta yazan 30. aradan yarım saat geçti ve 28 oldu. Yeşil alan girişi hala kalabalık, sinirler bir yandan geriliyor. Bu sırada kırmızı alandan çığlık sesleri yükselmeye başladı. Bir anne nedenini bilmediğim bir sebepten oğlunu kaybetti orada.
Ağıtlar.. çığlıklar.. yeşil alanda sıra gelmiyor tartışmaları.. içeri koşan babanın çığlıkları.. bayılanlar.. yeşil alanda tekerlekli sandalyede oturan amcaya çarpan çirkef kadının güvenliğe benim durumum daha acil demesi.. sarı alana koşan çocuk.. ölen çocuğun abisinin çığlıkları.. hastanenin boyuna zemin karo sayısı 43. ambulans sesleri.. kalçasını kırmış teyze ve torunları.. sol bacağımda başlayan uyuşma.. birbirine küfreden yeşil alan önünde gereksiz kalabalık.. annenin çığlıkları.. sol kolumda başlayan hissizlik ve mide bulantısı.. tekerlekli sandalyedeki amacanın kan testi sonucu bekleyişi ve hayat hikayesi.. hastanenin enindeki zemin karo sayısı 18. cenaze aracının gelişi, akrabalar, ağıtlar.. etrafımda yıldızlar, görüş kaybı..derken benim sıram geldi. 



Aradan geçen süre 2 saat. Doktor neyiniz var dedi elindeki anlamsız göğüs ağrısı yazan kağıda ehemmiyet göstermeden "galiba şuan da kalp krizi geçiriyorum!" gülümsedi. "Ters bir hareket mi yaptınız?" bu soruya bir direk dansçısı ne cevap verebilir ki.. Röntgen sonuçlarımı alıp doktorun yanına bir daha gittim. Kırık/ya da çatlak yok. Ama kas zedelenmesi var. Hangi kas? Ne süriyim? Ne yapmıyım? Ne kadar dinleneyim? O hastanenin iğrenç ve hüzünlü kaosu içinde ne doktor size bunları söylüyor ne de sizin aklınıza geliyor.. güvenlik tarafından dışarı iteklenirken elimdeki okuyamadığım reçeteyle son bir kez arkamı dönüp
"Ne kadar spor yapmamalıyım?" diyebildim. Cevap traji komik.. "Bir kaç gün ya da hafta.. iyileşene kadar!" THANKS!


Kendimi önce eczaneye sonra anne ocağına attım. Eczanede bilincim yerine geldiği için eczacıyla krem mi sürmek gerekir oral hap mı? Herhangi bir korsajın yardımı olur mu? Ekstra ne vitaminler almalıyım üzerine biraz sohbet ettikten sonra annemin türk kahvesiyle iyice ayıldım. 



Öğrenilen bilgi; Hastaneye gitmeden önce sorman gerekenleri bir kağıda yaz ve doktorun söylediklerini de not al!!! 


Annemden çıktıktan sonra markete girip bir sürü meyve ve sebze aldım. Hastayım ya sağlıklı beslenmem lazım. Halbuki hep özen göstermeliyiz ama akıl başa geç geliyor. Eve varınca internetten googlestorming sonucu öğreniyorum başıma gelenleri; hissettiğim nokta 6th costal cartilage üzerinden yukarı doğru pectoralis majorun başındaki kas bölgesi. Enine bir acı hissi. Yarın aile hekimime bir daha gidip bütünlediğim bilgi harmanı hakkında görüş alacağım.


Sabahki greyfurt glukozamin vitamin şöleninden sonra hala kafein almadığımı fark ettim şuan.
Bu yazı parmaklarımı alıştırmak için bir öğlen çerezi olsun.. 1-2 saate pole life olarak geri geliyorum.