23 Aralık 2015 Çarşamba

Pole dansta yeni bir Maceraya..





         Herkese Merhaba
        İlk çocuğum olan bu bloğa yeniden bir ‘merhaba’ demek istedim. Pek çok müstakbel pole öğrencisinin canı ciğeri olan bu blog tam 2 yaşında.

        Evet! Tam iki senedir bu macera sürüyor. Hayatımda ilk defa, bıkmadan, usanmadan, bir an nefret hissetmeden yaptığım tek şey ‘pole’

        İnsanlar bana ‘yahu milletin hobisi olur, senin hobi gibi işin var!’ diyorlar. Gerçekten yüzümde şuan bile gülücükler açıyor. İşimi çok seviyorum. İşimin içinde yer alan her öğeyi de sarıp sarmalıyorum.




                                              Duruj design la yaptığımız showdan
                                                  kostüm by Rita The Moon     
 
          Size son çılgın girişimimi yazmak için kolları sıvamıştım ama sonradan eskilere gidip anılarımla kucaklaşmak istedim. Zaten artık benim pek de normal bir insan olduğumu düşünmüyorsunuzdur. (aslında hiçbirimiz normal değiliz de, neyse onu da bilare uzun uzadıya gülerek anlatayım)



        Son 1 senedir oramıza buramıza kaçan x, y marka donlardan mı yakınayım, Amerika’dan sipariş edilen, neredeyse 70 dolar a gelen, kızıl ay dağıtmış gibi aynı şeylerle gezdiğimiz pole kıyafetlerine mi söveyim, meşhur spor markalarının mağazalarında ‘bu taytların daha kısası var mı?’ diye sorduğumuzda kılıkırk yararak tezgahtara ne yaptığımızı anlatmaya çalışmaya mı delireyim...  dandirikten sahne kıyafetlerine, gözümüzün içine baka baka ‘kazıklayacağım ben seni, şimdi öylece dur’ diyen, sözüm ona dans kıyafeti tasarımcılarına mı kafa atayım?
         Ne yapayım? E gidip iki kumaş alayım da, şunu bir de ben deniyeyim! Yahu Türkiye’de tekstil bitti mi? Elimiz iki dikiş tutamayacak mı?  Dedim. Ve iftaharla sunuyorum kendimi size. 








         Show Must Go On!

         Artık çok daha ucuza, çok daha kaliteli, çok daha size özel pole kıyafetleri var!

Hem de elcağızımla yapıyorum. Pole’dan daha çok ne sevebilirim ki derken kendimi türlü türlü kıyafet tasarımı yaparken buldum. (tabi ki pole u daha çok seviyorum)




Bir instagram acount u açtım. 


Oradan DM atabilir,
ya da themoonrita@gmail.com a mail atabilirsiniz.



                                    Canım Sır Mazta'yla yaptığımız showdan bir kare
                                          Kostüm by Rita The Moon Design



        Şimdilik kendi özel Showlarınızda kullanabileceğiniz butik sahne kıyafetleri dikiyorum. Ama yeniyıl a girdiğimizde derslerde giyebileceğimiz hatta spor salonlarında kullanabileceğimiz ürünlerle karşınızda olacağım.



Ne demişler; “geç olsun, güç olmasın!”
Ben de pişmek için 2 sene uğraştığım bu sektörde yeni bir macerayı da yanımda sürükleyerek hayatımıza heyecan katma peşindeyim.



Biliyorum 2 blog arasında perişan oldunuz. Blogları match edebilmeyi öğrenebildiğimde herşey daha güzel olacak. O zamana kadar link atayacağım. Bir de kendime site yapmaya soyundum. Daha kurcalayacak çok şeyi var ama şimdilik o da burada sizlerle.

 web sitesine girebilir, oradan yenilikleri takip edebilirsiniz. 


Blog yazmayı çok özlemişim. Umarım bu heyecanım yine aylar sürmez.

İkinci çocuğumu da burdan görebilirsiniz 
http://ritathemoonpoledance.blogspot.com.tr



Stay On Pole
Rita The Moon





 

18 Ağustos 2015 Salı

yazmaya devam





                                                           

Uzun zamandır neden yazmadığımı soranlarınız var. Yazmaya tam gaz devam ediyorum.
Sizleri online dersler ve yeni pole maceralarım için
Pole Dance With Rita The Moon sayfasına davet ediyorum.


Kafanıza takılan bütün sorularınız için

themoonrita@gmail.com


Stay on pole!
Rita The Moon

30 Ocak 2015 Cuma

Yeniden Nefes Alıyorum!






A long time ago..

Yazdığım yarım kalan taslak yayınların hayata geçebilmesi için yeni bir sakatlığın başa gelmesi gerekiyormuş.

Son yayınımdan sonra girdiğim çıkmazlar, atılımlar, başarılar, sorunlardan sonra 1 aydır yeniden nefes alıyordum. Haftanın 3 günü özel olarak kondüsyon ve esneklik çalışmaları evde verdiğim özel dersler, stüdyodaki sınıflarım derken sol göğüs altındaki kasımı zedelemeyi başarabildim. Zavallı bedenim de bir oh diyebildi.

Sakatlık konusunda arkalı önlü gidiyorum.. Sırtımdaki latissimus dorsiye karşılık çapraz ön taraftan pectoralis major başlangıç kısmını zedelemişim. Tabi bunu doktordan öğrenmedim. 




pectoralis major ve costal cartilage


latissimus dorsi babe




Türkiye de olan aile hekimliği sistemine gittim önce, (çok tatlı ve çok iyi bir doktorumuz var orada) ya costa kemiğimde kırık/çatlak ya da kas zedelenmesi olduğunu söyleyip beni hastanenin aciline yönlendirdi. Danışmadaki suratsız kadına sporcu olduğumu, buraya gelmeden önce aile hekiminin söylediği ön tanıyı ve hissettiğim acıyı tarif ettikten sonra elime bir sıra numarası ve üzerinde SOL GÖĞÜSTE AĞRI yazan -ki ağrı demedim acı dedim kadına- bir kağıt verdi.



Ben yeşil line sırasının ilerisindeki koltuklara oturup numaratörde numaramın yanmasını beklerken, yeşil alanın girişinde yaklaşık 10 kişi birbirlerini itip kakıp sıra bekliyorlardı. numaratörde yanan numara 27, elimdeki kağıtta yazan 30. aradan yarım saat geçti ve 28 oldu. Yeşil alan girişi hala kalabalık, sinirler bir yandan geriliyor. Bu sırada kırmızı alandan çığlık sesleri yükselmeye başladı. Bir anne nedenini bilmediğim bir sebepten oğlunu kaybetti orada.
Ağıtlar.. çığlıklar.. yeşil alanda sıra gelmiyor tartışmaları.. içeri koşan babanın çığlıkları.. bayılanlar.. yeşil alanda tekerlekli sandalyede oturan amcaya çarpan çirkef kadının güvenliğe benim durumum daha acil demesi.. sarı alana koşan çocuk.. ölen çocuğun abisinin çığlıkları.. hastanenin boyuna zemin karo sayısı 43. ambulans sesleri.. kalçasını kırmış teyze ve torunları.. sol bacağımda başlayan uyuşma.. birbirine küfreden yeşil alan önünde gereksiz kalabalık.. annenin çığlıkları.. sol kolumda başlayan hissizlik ve mide bulantısı.. tekerlekli sandalyedeki amacanın kan testi sonucu bekleyişi ve hayat hikayesi.. hastanenin enindeki zemin karo sayısı 18. cenaze aracının gelişi, akrabalar, ağıtlar.. etrafımda yıldızlar, görüş kaybı..derken benim sıram geldi. 



Aradan geçen süre 2 saat. Doktor neyiniz var dedi elindeki anlamsız göğüs ağrısı yazan kağıda ehemmiyet göstermeden "galiba şuan da kalp krizi geçiriyorum!" gülümsedi. "Ters bir hareket mi yaptınız?" bu soruya bir direk dansçısı ne cevap verebilir ki.. Röntgen sonuçlarımı alıp doktorun yanına bir daha gittim. Kırık/ya da çatlak yok. Ama kas zedelenmesi var. Hangi kas? Ne süriyim? Ne yapmıyım? Ne kadar dinleneyim? O hastanenin iğrenç ve hüzünlü kaosu içinde ne doktor size bunları söylüyor ne de sizin aklınıza geliyor.. güvenlik tarafından dışarı iteklenirken elimdeki okuyamadığım reçeteyle son bir kez arkamı dönüp
"Ne kadar spor yapmamalıyım?" diyebildim. Cevap traji komik.. "Bir kaç gün ya da hafta.. iyileşene kadar!" THANKS!


Kendimi önce eczaneye sonra anne ocağına attım. Eczanede bilincim yerine geldiği için eczacıyla krem mi sürmek gerekir oral hap mı? Herhangi bir korsajın yardımı olur mu? Ekstra ne vitaminler almalıyım üzerine biraz sohbet ettikten sonra annemin türk kahvesiyle iyice ayıldım. 



Öğrenilen bilgi; Hastaneye gitmeden önce sorman gerekenleri bir kağıda yaz ve doktorun söylediklerini de not al!!! 


Annemden çıktıktan sonra markete girip bir sürü meyve ve sebze aldım. Hastayım ya sağlıklı beslenmem lazım. Halbuki hep özen göstermeliyiz ama akıl başa geç geliyor. Eve varınca internetten googlestorming sonucu öğreniyorum başıma gelenleri; hissettiğim nokta 6th costal cartilage üzerinden yukarı doğru pectoralis majorun başındaki kas bölgesi. Enine bir acı hissi. Yarın aile hekimime bir daha gidip bütünlediğim bilgi harmanı hakkında görüş alacağım.


Sabahki greyfurt glukozamin vitamin şöleninden sonra hala kafein almadığımı fark ettim şuan.
Bu yazı parmaklarımı alıştırmak için bir öğlen çerezi olsun.. 1-2 saate pole life olarak geri geliyorum.